Mikrofonla Başlayan Bir Hikâye
Kendimi bildim bileli mikrofonla bağını hiç koparmayan bir çocuktum.
Çocukluğum mahallede şarkılar ve türküler mırıldanarak geçti. Şarkı söylemeyi hâlâ çok seviyorum. Ancak sesle kurduğum ilişkinin bir mesleğe dönüşebileceğini ilk kez ortaokul yıllarında fark ettim.
7. sınıftayken, bir ders için hazırlamam gereken proje sayesinde ilk kez seslendirme yaptım. O yıllarda bilgisayarda video hazırlamaya meraklıydım. Klasik bir ödev hazırlamak yerine kendi videomu yapmak istedim. Uzaya olan ilgimden yola çıkarak, başka bir gezegende yaşam ihtimalini anlatan kısa bir belgesel hazırlamaya karar verdim.
Görüntüleri bir araya getirdim, kurguladım ve ardından aklıma bir fikir geldi:
“Bunu neden ben seslendirmeyeyim?”
İlk kez mikrofonun başına geçtim. Teknik olarak kusursuz değildi elbette; odadaki saatten bilgisayarın fanına kadar pek çok ses kayda girmişti. Ama benim için önemli olan başka bir şeydi. İlk kez bir hikâyeyi kendi sesimle anlatıyordum.
Hazırladığım çalışma öğretmenimin ve arkadaşlarımın ilgisini çekti. Bir süre sonra aynı şeyi yeniden yapmak istedim. Ortaokulun son yılında bu kez II. Dünya Savaşı’nda Japonya’ya atılan atom bombalarını konu alan kısa bir belgesel hazırladım ve yine kendi sesimle anlattım.
O iki çalışma, benim için yalnızca okul projeleri değildi. Seslendirmeye duyduğum ilginin ilk işaretleriydi.
Lise yıllarımın ardından üniversite tercihi zamanı geldiğinde kararım oldukça netti. Radyo, Televizyon ve Sinema alanında ilerlemek istiyordum. 2021 yılında Atatürk Üniversitesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü’ne başladım.
Üniversiteye başladıktan kısa bir süre sonra üniversite radyosunun seçmelerine katıldım. Radyoya kabul edilmemin ardından düzenli olarak haber sunmaya, mikrofon başında çalışmaya ve sesimi geliştirmeye başladım. Burada aldığım eğitim, sesimin güçlü ve zayıf yönlerini fark etmemi sağladı. Yanlışlarımı duymayı, düzeltmeyi ve her kayıtta biraz daha iyi olmayı öğrendim.
Üniversite yıllarım yalnızca radyo ile sınırlı kalmadı. 17. ve 18. Kar Film Festivallerinde sunuculuk yaptım. Öğrencilik yıllarım boyunca çeşitli iletişim ve medya projelerinde görev aldım. Ses kayıtları için TRT Erzurum Müdürlüğü’nün stüdyolarında çalışma fırsatı buldum.
TRT Erzurum Radyosu benim için önemli bir dönüm noktasıydı.
Profesyonel bir stüdyonun atmosferiyle ilk kez burada daha yakından tanıştım. Başlangıçta üzerimde büyük bir heyecan ve stres vardı. Zamanla bu heyecanı kontrol etmeyi, metne odaklanmayı ve mikrofon karşısında daha rahat olmayı öğrendim. Her kayıt, bana yalnızca seslendirmeyi değil, mikrofonun karşısında nasıl durmam gerektiğini de öğretti.
Üniversitedeki eğitimim sırasında 24 Radyo’da yaptığım staj da bu sürecin önemli parçalarından biri oldu. Stüdyo çalışmalarına devam ederek metin okuma, kayıt ve yayın süreçlerinde kendimi geliştirmeye çalıştım. Fırsat bulduğum her an mikrofonun başına geçtim.
Çünkü benim için bu süreç hiçbir zaman yalnızca bir ders ya da zorunlu bir staj olmadı.
Sevdiğim işi yapıyordum.
2025 yılında üniversiteden mezun olduktan sonra artık bu ilgiyi profesyonel bir kimliğe dönüştürmeye karar verdim. Kendi çalışmalarımı sergileyebileceğim ve seslendirme alanındaki yolculuğumu paylaşabileceğim Samet Yarar Seslendirme platformunu oluşturdum. Demolar hazırladım, farklı türlerde metinler seslendirdim ve kendimi geliştirmeye devam ettim.
İlk profesyonel sinema filmi deneyimimi ise Dakhul ile yaşadım. Film içerisinde anlatıcı sesi ve fragman seslendirmesi yaptım. Bir gün kendi sesimi bir sinema salonunda duymak, yıllar önce ortaokulda hazırladığım o ilk videodan bugüne uzanan yolculuğun benim için en özel anlarından biri oldu.
Bugün geldiğim noktaya baktığımda, bu yolun tek bir günde oluşmadığını görüyorum.
Bir okul projesiyle başlayan merak; üniversite radyosu, sahne deneyimleri, stüdyo çalışmaları, TRT Erzurum Radyosu, farklı projeler ve profesyonel seslendirme işleriyle şekillendi.
Hâlâ öğreniyorum. Hâlâ kendimi geliştiriyorum. Hâlâ mikrofonun başına her geçtiğimde daha iyisini yapmaya çalışıyorum.
Bu yolculukta kimsenin hakkını yemeden, bir şeyleri hak ederek ilerlemek benim için en önemli şey oldu.
Ve hikâyenin henüz sonuna gelmedik.
Samet Voice, bu hikâyenin bugünkü durağı.
Ses arşivime hoş geldin.
